Reklam
ÜYE OLMADIYSANIZ LÜTFEN Tıklayınız.

RapDiyarLari.tr.gg

MASALLAR

Bayramlık
O bayram Enes ve Merve’nin keyfine diyecek yokmuş doğrusu. Bu denli sevinçli olmalarının tam tamına dört nedeni varmış. Birincisi; Haluk amcaları, Gülgün yengeleri ve en önemlisi de kuzenleri Gamze ablaları ile Mehmet’in o bayram tatilinde Ankara’dan İstanbul’a onlara konuk gelmeleri imiş. Gamze abla, Enes ve Merve’den çok büyükmüş. Bu yıl üniversiteye başlamış. O onbeş yaşında güzeller güzeli bir genç kızmış. Mehmet ise ilkokul dördüncü sınıfa gidiyormuş. Enes’ten iki yaş küçük, Merve’den iki yaş büyükmüş. Mehmet her iki kardeşle de çok iyi arkadaşmış. İşte Enes ve Merve’nin bu kadar mutlu olmalarının birinci nedeni buymuş. İkinci nedeni ise; bayramlaşmaya gittiklerinde akrabaları onlara o kadar çok bayramlık vermişler ki rüyalarında görseler inanmazlarmış. Eve döndüklerinde Enes, Merve ve Mehmet paraların durup durup sayıp ceplerine yerleştiriyorlarmış. Sonunda Enes ve Merve’nin annesi Semiha hanım: - Çocuklar dikkat edin paralarınızı kaybetmeyin, yazık olur; az para değil demek zorunda kalmış. Babaları Serhat bey de: - Paranızı ıvır zıvıra harcamazsanız siz akşam üstü Tatilya’ya götürürüz demiş. Tatilya sözünü duyan bu üç sevimli yaramaz seslerinin bütün gücüyle `yaşasın’ diye haykırıp havalara sıçramışlar. Tatilya istanbul da bir eğlence merkeziymiş. İşte çocukların sevinçli olmasının üçüncü sebebi de buymuş. Bu üç sevinçli olaydan ötürü çocuklar evin içerisinde oradan oraya koşup her türlü yaramazlığı yapmışlar. Gürültüye daha fazla dayanamayan Mehmet’in annesi Gülgün Hanım: - Hadi bakalım topunuzu alın, birazda dışarıda oynayın. Kimsede kafa bırakmadınız, bizde zaten birazdan birkaç akrabayı daha ziyarete gideceğiz, demiş. Çocuklar dışarı çıkınca Gamze’ye çocuklara göz kulak olmasını tembih edip, sonrada çıkıp gitmişler. Enes Mehmet ve Merve top oynarlarken Gamze de bahçe duvarının üzerine oturmuş onları seyre koyulmuş. Bir ara Gamze’nin gözüne bir şey ilişmiş. Karşı bahçenin duvarının üzerinde on-oniki yaşlarında, eski giysili bir çocuk oturmuş hem çocukların oyunlarını seyrediyor, hem de sessizce içini çeke çeke ağlıyormuş. Gamze bu zavallı çocuğa çok acımış, aklından `herhalde onun oyun oynayacak topu yada arkadaşı yok, çocuklara katılmaya da cesaret edemiyor bu yüzden ağlıyor’ diye geçirmiş. Sonra da çocukları çağırarak o zavallı çocuğu da oyunlarına dahil etmelerini istemiş. Enes, Merve ve Mehmet hemen koşarak çocuğun yanına gitmişler. Mehmet çocuğa ismini sormuş, çocuk başını iyice kollarının arasına gömerek zor duyulur bir sesle; - `Mustafa’ demiş. Mehmet: - Neden ağlıyorsun Mustafa? Oyun oynamak istiyorsan bizimle oynayabilirsin, yoksa bu yüzden mi ağlıyorsun diye sormuş. Mustafa: - Hayır ben onun için ağlamıyorum, oyun oynamakta istemiyorum, demiş. Çocuklar: - Peki o halde neden ağlıyorsun? demişler. Mustafa: - Benim kardeşim çok hasta. Doktora götürecek, ilaç alacak paramız yok. Kardeşim ölür diye üzülüyorum onun için ağlıyorum diye cevap vermiş. Merve: - Senin annen, baban yok mu? Üzülme onlar kardeşini doktora götürür, ilaç alırlar kardeşin iyileşir demiş. Mustafa: - Babam çalışmıyor, iş aradı bulamadı. Bazen inşaatlarda çalışıyor, onunla da ancak karnımızı doyurabiliyoruz. Kardeşimi doktora götürecek, ilaç alacak paramız yok demiş. Bu sözleri duyan Mehmet hemen elini cebine atmış, tüm parasını çıkarıp, Mustafa’ya uzatmış. Enes ile Merve de paralarını vermek üzere imişler ki Gamze ablaları yanlarına gelerek neler olup bittiğini sormuş. Çocuklar Mustafa’nın söylediklerini Gamze’ye anlatmışlar. Gamze: - Çocuklar öyle olmaz, durun bakalım demiş ve Mustafa’ya evlerinin nerede olduğunu sormuş. Mustafa çok yakında yıkık dökük gecekondu gibi bir evi göstererek: - İşte burada oturuyoruz demiş. Gamze Mustafa’ya gidip babasını çağırmasını söylemiş. Mustafa sevinçle evlerine koşup babası ile çıkagelmiş. Gamze olanları bir de Mustafa’nın babasından dinlemiş. Mustafa’nın doğru söylediğini anlayınca hem Gamze hem de diğer çocuklar paralarını bu yoksul adama vermek istemişler. Ama yoksul adam: - Olmaz paranızı alamam. Sonra anneleriniz ve babalarınız sizden bu parayı zorla aldığımı düşünürler demiş. Gamze: - Ama neredeyse akşam olacak, çocuğunuzu doktora götürmezseniz tehlikeli olmaz mı? diye sormuş. Zavallı adamcağız: - Bilmiyorum belki de tehlikeli olabilir, ama elden ne gelir demiş. O zaman Gamze: - Sen bu paraları al annemiz babamız bize kızsa da zararı yok. Bir can kurtarmak daha önemli deyip paraları zorla adama vermişler. Adam sevinerek yanlarından ayrılmış. Az sonra çocukların anne ve babaları misafirlikden dönmüşler. Onların böyle süklüm püklüm suç işlemiş gibi oturduklarını görünce yanlarına gelip sebebini sormuşlar. Gamze olayı bütün ayrıntıları ile anlatmış. Her iki aile de çocuklarının bu davranışından ötürü gurur duymuş onları tebrik etmişler. O bayram Gamze, Enes, Mehmet ve Merve Tatilya’ya gidememişler ama iyilik yapmanın mutluluğunu duymuşlar. İşte çocukların dördüncü sevinçlerinin sebebi de buymuş.
_________________________________________________________



Keloğlan’la kör hacı
Bir varmış, bir yokmuş Var demesi zormuş Keloğlan’ın mahallesinde Kör Hacı adında biri varmış Kör hacı huysuz, dırdırcı, hilebaz, madrabaz, hokkabaz birisiymiş Bencil mi bencil, nekesmi nekesmiş Fesatlıkta, fitne fücurlukta üstüne yokmuş Çocuklar Kör hacı’yı hiç sevmezlermiş Onu yolda görünce hep birlikte bağırırlarmış: Hacı Burnumun ucu Başımın tacı Soğan sarmısaktan acı Çocuklar bazen de, Hacı hasta Çorbası tasta Mendili ipek Kendisi köpek Diye tempo tutarlarmış Kör hacı kendisini kimsenin sevmediğini bildiğinden, insanlara karşı soğuk durur, herhese kötülük etmek istermiş Bir gün keloğlan’ın gelip geçtiği yola derin bir çukur kazmışÇukurun üstüne çalı çırpı, ot, çöpler örtmüş Kendi kendine “KELOĞLAN DÜŞSÜN,BELKİ BİR YERİ KIRILIR” diye söylenmiş Keloğlan yoldaki otu çöpü görünce hileyi sezmiş Çukurun üstündeki otu çöpü kaldırmış, hemen yakınındaki yere Kör Hacı’nın bıraktığı gibi koymuş Çukurun üstüne ince bir tahta koyduktan sonra topraklamış Beklemeye başlamış Kör Hacı “acaba keloğlan niye düşmüyor” diye içinden geçiriyormuş “Belki de otun çöpü iyi koyamadım, belli oluyor” diye düşünmüş Çukuru daha belirsiz duruma getirmek için ota çöpe yaklaşırken, hop kendi açtığı çukura düşmüş Keloğlan koşarak gelmişkör hacı’yı çıkarmış Başlamış onunla alaya: Seni saymam sayıya Benzettim yampiri ayıya Kendi açtığın kuyuya Düşersin de kör hacı Kör hacı cevap vermeden ayrılıp gitmiş Kendi oyununa gelmesini hazmedememiş Keloğlan’dan öç almayı düşünmüşOrtalık kararır kararmaz mezarlığa koşmuş Toprağa yeni verilen bir ölüyü çıkarıp getirmiş Keloğlan’ın penceresinden içeri Atmış Sonra sokaklarda dolaşıp söylenmeye başlamış: –keloğlan cinayet işlemiş Evinde bir ölü saklıyor… Keloğlan kör hacının kendisine bir kötülük edeceğini bildiği için hazırlıklıymış Çarşıdan bir takım elbise almış Ölüye giydirmişEşeğiyle kör hacının tarlasına getirmiş Ölünün ağzına bir sigara yakıp vermiş, eşeğin üstüne oturtmuşEşek başakları yemeye başlamış Kör hacı’ya haber vermişler: –adamın biri eşeği senin tarlaya sürmüş, otlatıyor Kendisi eşeğe kurulmuş sigara tüttürüyor… mal canlısı kör hacı deliye dönmüş Sopayı alıp koşmuş Bir taraftan da bağırıyormuş: —Hey… Buğdayımı yedirme… eşeğini çek, sür git Adam oralı değil Adamın vurdumduymazlığına iyice kızmış Sopayı bütün gücüyle kafasına vurmuş Sopa kırılmış, ölü yuvarlanmış O sırada keloğlan saklandığı yerden çıkıp gelmiş Bağırmaya başlamış: —O benim gözü görmez kulağı duymaz misafirimdi Onu öldürdün Keloğlan’ın sesine komşular yetişmişler İki tutam başak için adam öldürdü diye Kör Hacı’ya kızmışlar Sonra tutup kadıya teslim etmişler Keloğlan yine söylemiş: SENİ SAYMAM SAYIYA: BENZETTİM MANKAFA AYIYA KENDİ ETTİĞİN OYUNA GELİRSİN BE KÖR HACI Kör hacı yine kendi oyununa geldiğini anlamış Anlamış ama ne fayda İş işten geçmiş Kötü komşudan kurtulan mahalleli düğün bayram yapmış Yel üfürdü, sel götürdü Bir masal da burada bitti.

 
 
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol